YENİ AÇI GAZETESİ
Customize your blog codes

SİZİ SEVGİ İLE SELAMLIYORUM

Tanım

Sincan haberleriı,Etimesgut haberleri Ulus haberler İlginç resimler Yorum Analiz Resimli Yemek Tarifikeri Moda El işi model Hikaye Şiir Söz, Mizah eğlence Oyun Fal Rüya Tatil Sağlık Hobi Resim kodu Renk kodu Hareketli resim Kaplıca Termal



Sondakika haberler

Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
Flowers Gif Images

HOŞGELDİNİZ EFENDİM

MENÜ
YÜZLECE EL İŞİ ÖRNEGİ BURADA
HOBİCİLER BURAYA
YÜZLERCE OYUN BURADA

Arkadaşlarım
yemekcenneti
Acihangir
sani
guleda06
filizylmz
evimdesenlik
cihanuzel
7x7x7
bilimhaberleri
emriyesultan37
AdanZeye
sanalkulup
toholiday
munev
neen
evekonomisti
demetinevi
laberri
blogcuabla
merakli
tosyalim37
dolunayy
bahargunesi
laberri34
seldaninsepetindekiler
ecay
EmineDantelOrgu
nefci
KELEBEK50
yurdanur45
nalansanat
karacicek
safurtun
sevilayca
yavuzdursun
azadgulu
gonulbahcesi
illede
akasyakokusu
mavis62
cehizim
bilimseverler
eFteLya88
hobilerimveben
meeluu
siirdeCan
birseyvar2
birseyvar
emriyesultan
AYSE1994
BuLveiNDir
busecegunler
caferose
dunyadanhaberleriniz
genetikvebilim
hayatuzerine
oyunistasyonu
cisil2006
00yedi
freecity
HairAndhaiR
huzundenizi
ihya
karyatit
merakli2
sepetimsepetim
Arkadaşlarım
Vacation In Turkey
Customize your blog codes

HOŞGELDİNİZ EFENDİM

* Vacation In Turkey

Kategoriler

  • analiz
  • anketgenel
  • anketyerel
  • bilgi
  • birbaskaaci
  • etimesgut
  • gif
  • haberarsiv
  • hikaye
  • hobi
  • illuzyon
  • kazankayniyor
  • kodgif
  • kodrenk
  • mizah
  • moda
  • oyun
  • resim
  • saglik
  • siir
  • sincan
  • soz
  • tatil
  • yazarlar
  • yemek

  • Google

    Pınarbaşılı Pınar Bebek


    Pınar Bebek Avrupa da Pınarbaşı Kadınını Temsil Ediyor

    "http://image.haber7.com/haber/85534.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."http://image.haber7.com/haber/85534.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."http://image.haber7.com/haber/85534.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.


    Kastamonu kadınları çilekeştir,  özellikle dağların içlerine kurulmuş köylerin kadınları. Onlar bin bir zorlukla sürdürdükleri yaşamlarını “yas “ adı verdikleri ağıtlar ile dile getirirler. Kara Fatma’nın torunları olan bu kadınlar yerel kıyafetleri ile adeta dağların çetin şartlarına meydan okurlar, Bölgenin görsel güzelliği ile ölçüşen bu kıyafetler yeni bedenlerde hayat buluyor.  Merkezi yerleşim yerlerinde yaşayan kadınlar günlük hayatlarında artık giymezken, Pınarbaşı kadınları geleneksel kıyafetlerinden vaz geçmiyor geçemiyor. Birileri “Türban” diye diye ülkeyi parçalanma noktasına getirirken. Pınarbaşı Kadınları yerel kıyafetlerin İngiltere’ye tanıtı ve kabul ettirdi.

    Emriye Yalçındağ

    "http://www.ntvmsnbc.com/news/161143.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."http://www.ntvmsnbc.com/news/161141.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

            Pınarbaşıı Kadınları vaz geçemedikleri kıyafetlerini bebeklere giydirip,dünya oyuncak pazarında yerlerini  aldı.
    "http://image.haber7.com/haber/85534.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."http://image.haber7.com/haber/85534.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."http://image.haber7.com/haber/85534.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.


    Tarih: 18:26, 29/4/2008 Kategori: birbaskaaci
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

     

    Söz ola kese savaşı
    Söz ola kestire başı
    Söz ola ağulu aşı
    Bal ile yağ ede bir söz

     "http://web.inonu.edu.tr/~mkilic/resimler/ataturk2.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.


    Tarih: 09:13, 13/11/2007
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    Bir Bilenin Kaleminden

                                                                         

    Bir Bilir'in kalemi

                                  Ali Bilir

    "http://www.meb.gov.tr/belirligunler/ataturk/foto/006/Resimler/3c34b.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."http://web.inonu.edu.tr/~mkilic/resimler/inonu.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

    İsmet Paşa Ne Demişti? 

    Bir küçük adam, bir cüce.

    Savaştan kaçmam, burası bizim kalemiz, hodri meydan gibi abuk sabuk konuşan bir mendebur.

    Emperyalist devletlerin oyuncağı olmuş bir zavallı.

    Bir yıkıcı, bir kıyıcı, bölücü hain.

    Koskoca Osmanlı’dan bakiye Türkiye’nin bundan küçük olamayacağını kavrayamamış bir ahmak adam.

    Devleti; sadece bir hükümete, bir aşirete, bir taşeron örgüte bağlı insan topluluğu sanan cehalet örneği.

    Devletin; bir uygarlığın kurulması için bir vasıta olduğundan habersiz biri.

    Büyük bir kentimize belediye başkanı oldum diye bin yıllık kardeşliği yok edebileceğini sanan zavallı adam.

    Sana biraz devlet anlatalım.

    Devlet, temsil ettiği milletin hayatını sürekli kılarsa devlet olur. Devletin işi kültür yaratmak değildir. Kültür uygarlık kurmayı başaran milletin eseridir. Devlet sadece bir şekildir. Devlet bizzat kendisi bir cevheri temsil etmez. Devletin var oluşu ve sürekliği dünyada oynayacağı rol ile kaimdir.

    Türk Devleti her zaman dünya tarihinde var olmuştur. Bu günde dünyanın neresinde bir savaş varsa, bir sorun varsa, biz istesek de istemesek de tarih o olayın içine getirip Türk Devletini koyuyor. Onun için Balkanlardan Kafkasya’ya, Ortadoğu’dan Orta Asya’ya kadar bu geniş coğrafya da hep vardık, ebed müddet var olacağız.

    Bu coğrafyada yaşayan herkes büyük bir uygarlığın kurduğu Türk Devleti’nin yurttaşı olmanın kıymetini bilmeli ve kıvancını yaşamalıdır. Bizim uygarlığımız da tarihinin hiçbir devrinde kölelik olmamıştır. Her zaman mazlum milletlerin sığınağı olmuş merhamet timsali bir Ulus’un evlatlarıyız. Böyle bir yüce milleti bölmeye çalışmak, fitne çıkartmak kime ne fayda sağlar? Elbette Ortadoğu coğrafyasının başta petrol olmak üzere doğal kaynaklarını sömüren emperyal devletlere.

    Çünkü bu coğrafyada güçlü bir Türkiye, ezilen, horlanan, imha edilen mazlum milletlerin tek kurtuluş ümididir. Boynuna kravat takınca kendini adam oldum sanan Osman Baydemir gibileri emperyalizmin maşası, kirli paçavrası olma gaflet ve ihanetine düşmüşlerdir. Bunlar halk düşmanıdır. Bölgenin geri kalmışlığı, yoksulluğu bunların eseridir.

    Hiç kimse kendi ülkesi aleyhine başka devletlerle işbirliği yapanlardan medet ummasın.

    Bu ülkede bölücü eşkıya türetip kardeş kavgası yaratan emperyalist devletlere rahmetli İsmet Paşa ile cevap verelim.

    Ne demişti İsmet Paşa ABD Başkanına:

    Dünya yıkılır, yeniden kurulur, Türkiye bu dünyada yerini alır.  


      

    BİR ARA KESİT

    12 EYLÜL.

     

    Pek çok vatandaşın sağ-sol çatışması bitti diye sevindiği ve destek verdiği 12 Eylül döneminde; Yunanistan’ın Evren Paşa’nın kararıyla NATO’ya tekrar katıldığını da hatırlatmakta fayda var. Bu tek yönlü kararla, iki ülke arasındaki; Kıbrıs ve kıta sahanlığı gibi bir çok sorunu çözmede dış politika açısından çok önemli bir avantajı heba ettiğimizi düşünüyorum. Bu kararı tarihçilere bırakalım ve 12 Eylül döneminde neler yaşanmış bir bakalım.

                Hürriyet’te Yalçın DOĞAN’ın yazdığı gibi, bir ara kesitte: 50 kişi idam edilmiş. 650 bin kişi gözaltına alınmış. 7 bin kişi için idam cezası istenmiş. 230 bin kişi yargılanmış. 300 kişi kuşkulu biçimde ölmüş.171 kişinin işkenceden öldüğü iddia edilmiş. Doğal ölüm raporu sadece 73 kişi için düzenlenmiş. 30 bin kişi sakıncalı olduğu gerekçesiyle işten atılmış. 38 bin kişiye pasaport verilmemiş.14 bin kişi yurttaşlık hakkını kaybetmiş. Gazeteler toplam 300 gün kapatılmış ve yazarlara 3 bin 315 yıl hapis cezası verilmiş.

                Benim neslim; 12 Eylül öncesi ve sonrasını yoğun bir biçimde yaşadı. Hiç kimse idealizmi en yüksek yoğunlukta yaşayan 68 kuşağını fikir ve idealleriyle hatırlamıyor. Bu nesil ne yapmak istemişti, niçin ve nasıl politik şiddete yöneldiler. Toplumsal bütünlük nasıl ve neden parçalandı. Aydınlar bu dönemi ön yargısız araştırmalı ve bir neslin heba edilişinin gerçek öyküsünü yazmalıdırlar.


    Tarih: 14:16, 3/10/2007 Kategori: yazarlar
    Yorum (7) | Yorum yaz | Bağlantı

    Ramazanınız Kutlu Olsun

    "http://www.netfotograf.com/image/sizin/small/252A7D7925225C62.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Bir Başka Açı  Bizi sevenler öldü, şimdi bizim sevdiklerimiz var.

    emriye yalçındağ

        

    “Her ramazan geldiğinde “Ah nerede o eski ramazanlar “ diye başlarlar,  ya da başlarız söze. Bu hayıflanış geçmişe bir özlemidir, yoksa içinde yaşanan zamandan memnun niyetsizlik mi?   Sanırım her ikisi de.  Yani dünü özlüyoruz ve bu günden memnun değiliz.

    Peki, ne değişti?

    Bize “Ah nerede o eski ramazanlar “  dedirten sebep ne?

    Ramazanın ruhu, maneviyatı aynı. Aynı ezanlar okunuyor, aynı dualar ediliyor, Aynı namazlar kılınıyor. Aynı sofralar kuruluyor.

    Peki, eksik olan ne?

    Neden söze “Ah nerede o eski ramazanlar “ diye başlıyoruz. 

    En az 5–6 altı çeşit yemek ve tatlılarla donattığım ramazan soframda, çocukluğumun katıksız sofralarını neden arıyorum?

    Üzüm hoşafı, yarı yağlı gözleme den ve anacığımın güler yüzünden ibaret olan sahur soframızı neden bu kadar özlüyorum.

    Ve neden o üzüm hoşafının tadı halen damağımda.

    Ben biliyorum sizde biliyorsunuz ki o günün ramazanlarıyla bu günün ramazanları arasında bir fark yok ama iki temel eksik var.

    Bu temel eksikliklerimizin en önemlisi, aile içi ve toplumsal paylaşımın olmaması.

    Geçmişimiz ile bu günün ayrıştıran en önemli faktör işte bu. Paylaşmıyor paylaşamıyoruz.

    Tek kazanıyoruz, tek tüketiyoruz, tek yaşıyoruz ve tek ölüyoruz.

    Ne yazık ki ve ne acı ki, komşularımız ve akrabalarımız öldüğümüzü çok sonra duyuyor.

    Ya da hiç duymuyorlar.

    İkinci eksiğimiz ise, bizi sevenler yok artık. Bizi sevenler öldü şimdi bizim sevdiklerimiz var.

    Mübarek Ramazanınızı kutlar, ailenize rızk, sofranıza bereket toplumumuza huzur dilerim.

    emriye yalçındağ 


    Tarih: 13:13, 5/9/2007 Kategori: birbaskaaci
    Yorum (9) | Yorum yaz | Bağlantı

    Bir Başka Açı

    "http://dl5.glitter-graphics.net/pub/229/229405xi3opkerad.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Bir Başka Açı   Fincanı Oyarlar mı  Oymazlar mı?

    emriye yalçındağ

    Huyumdur, dinlemeden anlamadan hiç konuşmam. Hep birileri konuşur, ben dinlerim. Sonra bir iki çift söz ben de ederim. Kimi dinler kimi dinlemez. Bazen isyan ettiğim de olur memleketimin hallerine. 

    Cumhurbaşkanlığı tartışmaları ile gelen seçim sürecinde de hiç konuşmadım. Hep sustum.

    Memleketimin hallerine bakıp durdum, pranga mahkûmu adam gibi, çaresiz…

    22 Temmuz sabahı “yarınların çoğunluğunda var olacağım” edasıyla koştum sandık başına.

    Aslında sandık başında anlamıştım o günün akşamında  “fincanı taştan oyarlar” türküsünün bana ve benim gibilere hitaben söyleneceğini…

    28 Şubat mantığı ile başlayan,  Vural Savaş’ın açtığı parti kapatma davasıyla devam eden süreç, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı tartışması ile şekillenip, % 47 ile noktayı koydu.

    Bu durumda AKP’ye karşı,  Laik devletin ve Cumhuriyetin kazanımlarını koruma adına yapılanlar ve yapanlar, 22 Temmuz akşamı azınlık durumuna düştü.

    22 Temmuz akşamı ibreler % 47’yi gösterdiği saatlerde AKP Genel Merkezinde herkes Başbakanın konuşma yapmasını bekliyordu. Beklenen başbakandı ama sahaya ilk çıkan Abdullah Gül ve türbanlı eşi oldu. Sayın Gül ve sayın eşi büyük bir coşku ile halkı selamlıyorlardı. Ben de çöküp kaldığım yerimden onları selamlıyordum. Futbol maçlarından aşina olduğum o türkü kulaklarımda çınlıyordu. “Fincanı taştan oyarlar”…

    Ne yapsalar haklarıydı. Bu seçim Sayın Gül ve sayın eşinin türbanı tartışmaları neticesinde öne alınmıştı.

    Şimdi seçimden büyük bir zaferle çıkmışlar ve kendilerine bu mutluluğu tattıran halkı selamlıyorlardı. Onca tartışmanın göbeğinde kalan ve bu süreçte çok fazla üzülen bu iki insanın % 47 gibi bir zafer karşısında mutlu olmaları kadar doğal ne olabilir ki?

    Bu son derece normal bir durumdu.

    Normal olmayan genel başkan ve başbakandan önce o kürsüden halkı selamlıyor olmalarıydı.

    Bu açık bir meydan okumaydı.

    Peki, kim ya da kimlere okunuyordu bu meydan?

    Aylarca kendilerini üzen herkese

    Adına “Cumhuriyet mitingi” denen hareketlere ve o hareketlerin içinde yer alanlara.

    O mitinglerden kendine pay çıkaranlara.

    En çok da Sayın Baykal’a

    Bizim takım küme düştü.

    Karşı takımın seyircileri coştukça coşuyor.

    Fincanı taştan oyarlar balam oyarlar…

    Şimdi ne olacak?

    Sayın Gül Cumhurbaşkanı olacak mı olmayacak mı?

    Sayın Gül Cumhurbaşkanlığı konusunda diretmez ve Çankaya’ya tarafsız bir isim gelirse mesele yok.

    Sayın Gül Cumhurbaşkanı seçilip Çankaya'ya çıkarsa iki mesele var.

    Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından sakıncalı bulunan kararnameleri

    Sayın Gül de imzalamazsa mesele yok.

    İmzalarsa iki mesele var…

    Bu iki meselenin ne olduğu  aşağıdaki yazı ile  daha iyi özetlenecektir.


    2. Dünya Savaşında 2 Yahudi Almanlara esir olmuştur. Bunlardan biri diğerine kendilerine ne yapacaklarını sorar. O da baslar anlatmaya: 
    “2 ihtimal var ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar.
    Öldürürlerse sorun yok, kampa gidersek 2 ihtimal var: ya kursuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz.
    Kurşuna dizilirsek sorun yok, gaz odasına gidersek 2 ihtimal var: bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt.
    Sabun yaparlarsa sorun yok, kağıt yaparlarsa 2 ihtimal var: ya gazete kağıdı oluruz ya da tuvalet kağıdı.
    Gazete kağıdı olursak sorun yok, tuvalet kağıdı olursak işte o zaman boku yedik".

    Sevgilerimle                                                           

        "http://dl5.glitter-graphics.net/pub/229/229405xi3opkerad.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.          "http://dl5.glitter-graphics.net/pub/229/229405xi3opkerad.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.           "http://dl5.glitter-graphics.net/pub/229/229405xi3opkerad.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

    Biraz tebessüm

    Domuz öldü

    George W. Bush soförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla soförüne şöyle der:

    "Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese kosarak geri döner.
    Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der.

    Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der.

    Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir.

    Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim:
    Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü!   

    Tarih: 03:50, 1/8/2007 Kategori: birbaskaaci
    Yorum (23) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->



    MENÜ